Ana içeriğe atla

Deniz Yıldızı Kadın Dayanışma Derneği

 

 

 

A Call for a Purple, Green, Public-Sector-Led Transformation for Climate Justice

İklim adaleti için Mor, Yeşil, Kamucu Dönüşüm Metnimiz İçin Tıklayınız: 

COP31’e kadar imzalarınızı bekliyoruz: https://forms.gle/JtkpHHx6TiBza1tC9

BASINA VE KAMUOYUNA

TÜRKİYE’DEN VE DÜNYADAN KADINLAR COP 31’E SESLENİYOR

Krizlerin yükünü taşımak için değil, yaşamı dönüştürmek için

MOR, YEŞİL, KAMUCU DÖNÜŞÜM ÇAĞRISI

29 Ekim Uluslararası Bakım ve Destek gününde İklim Adaleti İçin Mor, Yeşil, Kamucu Dönüşüm Çağrımızı, imzalarıyla büyütenlerle birlikte kamuoyuna açıklıyoruz. Çağrımıza bugüne kadar Türkiye’den 90 imza geldi; Afrika’dan Amerika’ya uzanan 39 kadın, çevre ve emek örgütünden destek ulaştı. Bu dayanışma, farklı coğrafyalardan yükselen ortak bir söz taşıyor. Çünkü bu çağrı, kadınların yaşamlarından, mücadelelerinden, bilgilerinden ve ortak taleplerinden doğuyor. Nasıl yaşayacağımıza, nasıl üreteceğimize, kaynakları nasıl paylaşacağımıza ve geleceğimizi nasıl kuracağımıza ilişkin sözümüzü ortaya koyuyor.

Hayatlarımızı ertelemeyeceğiz. Sorumlusu olmadığımız krizlerin bedelini emeğimizle, bedenlerimizle, hayatlarımızla, geleceğimizle ve hayallerimizle ödemeyeceğiz.

Yaşamın bütününü dönüştürme irademizle sesleniyoruz. İklim Adaleti İçin Mor, Yeşil, Kamucu Dönüşüm Çağrımızı COP31’e taşıyoruz.

İklim krizi; kuruyan toprakta, yanan ormanda, taşan suda olduğu kadar boşalan sofrada, güvencesiz işte, artan şiddette ve kadınların üzerine yığılan bakım yükünde yaşanıyor. Patriyarka, kapitalizm, sömürgecilik ve militarizm birbirini besleyerek yaşamı kuşatıyor. Yaşamı ayakta tutan emeğin değersizleştirilmesiyle doğanın sınırsızca yağmalanması aynı sömürü düzeninden besleniyor Doğayı yağmalayan, emeğimizi değersizleştiren, bedenlerimizi denetleyen ve karar gücünü belirli ellerde toplayan bu düzen karşısında mücadelelerimizi birleştiriyoruz.

Mor, Yeşil, Kamucu Dönüşüm, bütün hayatı birlikte yeniden kurma çağrımızdır.

Morun eşitlik, özgürlük ve feminist mücadele birikimiyle; yeşilin ekolojik yaşam ve doğayla uyum iradesiyle; kamuculuğun haklara dayalı, ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli kamu hizmetleri anlayışıyla yola çıkıyoruz. Yaşamı, emeği, müşterekleri ve bütün canlıların var olma hakkını siyasetin ve ekonominin merkezine yerleştiriyoruz.

Yaşamı kârın önüne koyuyoruz.
Toprağın, suyun, ormanların ve havanın sermayenin sınırsız kullanımına açılmasına karşı duruyoruz. Fosil yakıt bağımlılığını sona erdirecek, ekolojik bütünlüğü koruyacak ve dönüşümün yükünü emekçilere ve yerel topluluklara bırakmayacak bir adil geçiş için mücadele ediyoruz. “Yeşil dönüşüm” adı altında sömürünün sürdürülmesine izin vermeyeceğiz.

Haklarımızı piyasanın insafına bırakmıyoruz.
Barınma, su, gıda, sağlık, eğitim, ulaşım ve bakım herkesin hakkıdır. Bu hakların güvencesi kamusal sorumluluktur. Kaynakları şirketlerin kârına aktaran, kamu hizmetlerinin açığını kadınların ücretsiz emeğiyle kapatan politikalara karşı; bütçeyi ve hizmetleri yaşamdan yana dönüştürmek için örgütleniyoruz.

Bakımın sorumluluğunu toplumsallaştırıyoruz.
29 Ekim’de bir kez daha ilan ediyoruz: Yaşamı sürdürmek, birbirimize ve doğaya özen göstermek ortak sorumluluğumuzdur. Bakım emeği iklim direncinin görünmeyen altyapısıdır. Kadınların tükenişi üzerine kurulu bir toplumsal düzeni kabul etmiyoruz. Bakımın kadınlarla erkekler arasında eşit paylaşıldığı, kamusal hizmetlerle güvenceye alındığı ve kız çocuklarına yüklenmediği bir yaşamı savunuyoruz.

Emeğimize, geçimimize ve üretim bilgimize sahip çıkıyoruz.
Güvencesizliği, düşük ücreti, kayıt dışılığı ve şiddeti kadınların kaderi hâline getiren çalışma düzenine karşı eşit ücret, sosyal güvence ve sendikal haklar için mücadele ediyoruz. Kadın çiftçilerin toprak, su, tohum ve üretim üzerindeki haklarını; yerel bilgiyi, agroekolojik üretimi ve gıda egemenliğini savunuyoruz.

Kentlerimizi ve yaşam alanlarımızı rant düzenine teslim etmiyoruz.
Afet risklerini büyüten yapılaşmanın, doğayı tahrip eden projelerin ve kamusal ihmallerin karşısındayız. Afet öncesinden yeniden yaşam kurma sürecine kadar güvenli barınmayı, erişilebilir hizmetleri, şiddetten korunmayı ve dayanışmayı esas alıyoruz. Yerinden edilenlerin haklarını, geçim kaynaklarını ve topluluk bağlarını savunuyoruz.

Sözümüzü de karar gücümüzü de büyütüyoruz.
Kadınların bilgisini yok sayan, görüşünü alıp bütçeyi ve kararı başkalarına bırakan siyaseti reddediyoruz. Kendi temsilcilerimizi kendimiz belirleyerek iklim ve afet politikalarının bütün aşamalarında yer alma hakkımızı savunuyoruz. Gündemin, bütçenin, uygulamanın ve denetimin eşit özneleriyiz.

Farklılıklarımızla dayanışmayı örgütlüyoruz.
Kadınların deneyimlerini tek bir kimliğe ve ihtiyaca indirgeyen politikalara karşı çıkıyoruz. Sınıfın, yaşın, engelliliğin, etnik kökenin, göçmenliğin, cinsel yönelimin ve cinsiyet kimliğinin yarattığı eşitsizliklerle birlikte mücadele ediyoruz. Kız çocuklarının, genç kadınların ve dışlanan bütün kesimlerin haklarını savunuyoruz. Yaşamı savunan kadınlara ve ekoloji aktivistlerine yönelen baskı ve şiddet karşısında dayanışmamızı büyütüyoruz.

Savaş ekonomisine karşı barışı ve yaşamı savunuyoruz.
Silahlanmaya ayrılan kaynakların bakıma, sağlığa, eğitime, sosyal korumaya ve ekolojik onarıma yöneltilmesi için sesimizi yükseltiyoruz. Savaşların ve iklim krizinin yıktığı yaşamların, kaybolan kültürlerin ve dağılan toplulukların hesabını soruyoruz. Krizlerden kâr eden devletlerin ve şirketlerin sorumluluklarından kaçmasına karşı mücadele ediyoruz.

Bütün dünyada Milletvekillerine, Hükümetlere ve Yerel Yönetimlere sesleniyoruz:
Bu çağrının muhatabısınız. Kamusal sorumluluğunuzu yerine getirin. Kadın örgütleriyle birlikte yasaları, bütçeleri ve politikaları eşitlik ve ekolojik adalet temelinde dönüştürün. Kaynakların kime aktarıldığını, kararların kimler tarafından alındığını ve verilen sözlerin nasıl uygulandığını takip edeceğiz.

COP31’e sözümüzü taşıyoruz:
Türkiyeden ve dünyadan kadınlar olarak deneyimlerimizle, bilgimizle ve ortak irademizle iklim siyasetinin öznesiyiz. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin karar gücüne, somut yükümlülüklere ve kamusal kaynaklara dönüşmesinin takipçisiyiz. Yerelde kurduğumuz dayanışmayı uluslararası mücadeleyle buluşturuyor; iklim adaleti için sınırları aşan ortak sözümüzü büyütüyoruz.

Basını, sendikaları, kadın ve lgbti+ örgütlerini, ekoloji hareketlerini, yerel toplulukları ve yaşamı savunan herkesi bu çağrıyı çoğaltmaya, birlikte harekete geçmeye çağırıyoruz.

Bedenlerimiz, emeğimiz, doğa ve geleceğimiz üzerinde söz sahibiyiz.
Krize uyum sağlamaya zorlanan hayatlarımızı özgürleştirmek için örgütleniyoruz.
Mor, Yeşil, Kamucu Dönüşüm için mücadelemizi büyütüyoruz.
Hayatı biz kuruyoruz, geleceği de birlikte kuracağız!

Bu çağrı Deniz Yıldızı Kadın Dayanışma Derneği’nin kolaylaştırıcılığında;

Aslısu Şahin, Asuman Şahin, Aycan Topay, Ayla Tokmak, Ayşe Durakbbaşa, Ayşe Gül Altınay, Cemile Kaçar, Cevahir Coşkun, Çiğdem Yalçın, Defne Güzel, Deniz Gümüşel, Dilber Arslan, Ecehan Balta, Ecmel Deniz, Elif Cansu İlhan, Ekim Işık Coşkun, Emine Doğru, Ferda Sayın, Feyha Karslı, Firdevs Tatlı, Gözde Sevinç,  Gülfer Kırbaş, Gülnur Aksop, Gülnur Elçik, Hülya Gülbahar, İdil Dağtekin, İnci Bilaloğlu, İnci İşbulur, Melisa Kutluğ, Meral Çakıcı, Müge Yıldırım, Nebahat Bacı Kaynar, Necla Türemen, Nil Mutluer, Nilgün Yurdalan, Nilüfer Sayılan,   Nur Elçik, Özge Doruk, Özgül Kaptan,  Özlem Altıok, Özlem Altıparmak, Özlem Teke, Seda Elhan,Sema Bayraktar,  Serap Dalkılıç, Sevinç Ünal, Sibel Ayten, Süheyla Doğan, Ümide Aysu,  Zeynep Baydar ve Zeynep İlhan’ın  katkılarıyla hazırlanmıştır.

TÜRKİYE’DEN İMZACI KURULUŞLAR

2017 Bodrum Yurttaş MeclisiAlevi Düşünce Ocağı Derneği
Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma DerneğiAtakent Mahallesi Kadın Meclisi
Aydın Kadın Efeler DerneğiAyvalık Kadın İnisiyatifi
Bağımsız Kadın DerneğiBirarada Bilim, Sanat, Eğitim, Araştırma ve Dayanışma Derneği
Bodrum Kadın Dayanışma DerneğiBuğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği
BurHakBurhaniye Çevre Platformu / Derneği
Bursa Kadın PlatformuCaferli Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği – Sinop şubesiÇember Sivil İnisiyatif Derneği
Datça Kadın PlatformuDayanışma Datça

Didim Derneği

Demeter Eşitlikçi Kadınlar Derneği
Deniz Yıldızı Kadın Dayanışma Derneği
DİSK Birleşik Metal-İş Sendikası Kadın Komisyonu
Efeler Kent KonseyiEge Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP)
Ege Kadın Buluşması PlatformuEğitim Sen Bursa Şubesi
Eğitim Sen  Mardin ŞubesiEğitim Sen Sinop Şubesi
EKAMEDEREkolji Birliği Kadın Meclisi
Eşitlik İzleme Kadın Grubu – EŞiTiZFoça Barış Kadınları
Gömeç Çevre PlatformuHalkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM)
İHD Antalya ŞubesiİHD Van Şubesi
İHD Adana Şubesiİzmir Kadın Dayanışma Derneği
Kadın Cinayetlerini Durduracağız PlatformuKadın Dayanışma Vakfı
Kadın İstihdamı ve Girişimcileri DerneğiKadın Zamanı Derneği
Kadının İnsan Hakları DerneğiKadınlarla Dayanışma Vakfı KADAV
Kadin PartisiKaos GL
Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma DerneğiKazdağlı Kadınlar
Kent Politikaları DerneğiKesk Mardin Kadın Meclisi
Kirmizi Biber DernegiKoza Kadın Derneği
Kuşadası Çevre PlatformuKuşadası Kadın Platformu
Lider Kadın DerneğiLotus Kadın Dayanışma ve Yaşam Derneği
Mardin Şahmaran Kadın PlatformuMarmaris Kadın Dayanışma
Marmaris Müzik Emekçileri Dayanişma DerneğiMimoza Kadın derneği
Mugla Emek Benim Kadın DernegiMuğla Çevre Platformu Datça Meclisi
Özgür Renkler DerneğiRosa Kadın Derneği
SES Eşitlik ve Dayanışma DerneğiSinop Kadın Platformu
Sosyal-iş sendikası Kadın KomisyonuSöke Kadın Dayanışma Derneği
Su Politikaları DerneğiŞerife Bacı Kadın Platformu
TİP’li KadınlarTürk Kadınlar Birliği Derneği
Türk Tabipler Birliği Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı KoluTürk Üniversiteli Kadınlar Derneği

Turkiye Çevre Platformu (TURÇEP)

Uçan Süpürge VakfıUluslararası Ekoloji Kadın Köyü Derneği
ÜniKuir DerneğiVAN ÇEV DER
YADA VakfıYaşamevi Kadın Dayanışma Derneği
YENİ PARTİ BODRUMYeşil Düşünce Derneği
Yeşil Günebakan gazetesiYeşil Sol Kadın Meclisi
Yeşil Yaşam İnisiyatifiYol Akademi
Youth For Climate TürkiyeYUVA
Zincir

ULUSLARARASI İMZACI KURULUŞLAR

Amigas de la TierraSpain
Aron charterThe Gambia
Asara for humanity networkNetherlands
Asociación Ciudadana por los derechos humanosArgentina
Associação das Mulheres Indígenas Ticuna-AMITBrazil
Association for Environmental Protection and Sustainable Development of Bizerte APEDDUBTunisia
Association for Farmers Rights Defense, AFRDGerorgia
Baithak – Challenging TaboosPakistan
Banka Earth FoundationIndia
Barokupot Ganochetona Foundation-BGFBangladesh
Dalit with Disabilities Association NepalNepal
DASTAK FoundationPakistan
Dayspring FoundationTanzania
DISABILITY PEOLES FORUM UGANDAUGANDA
FirecircleTT Tp End ALL Forms Of AbuseTrinidad and Tobago
GenderCC Southern Africa- Women for Climate JusticeSouth Africa
Global Climate Action VoicesGlobal
Global Energy Embargo for PalestineGlobal
Human Environmental Association for Development-HEADLebanon
KARIBS FoundationGhana
La NacelleBelgium
Liberia Rural Women Organization for Climate Action

MBRDO

Liberia

Mogadishu

Menafem MovementEgypt
MOTHER CARE 4 HOPE OUTREACH (MOCAHO)CAMEROON
National Sudanese Women Association

New Women Connectors

Sudan

Netherlands

Not1MoreUK
Peace and Climate Justice Africa (PCJ Africa))Democratic Republic of Congo
Red de Defensoras del Ambiente y el Buen VivirArgentina
Réseau des Femmes pour les Droits EnvironnementauxMali
Seed the CommonsUSA
Shujaa-InitiativeDemocratic Republic of Congo
Sinatsisa Lubombo Women and Empowerment OrganisationEswatini
Sukaar Welfare OrganizationPakistan
Tierra NuestraSpain
Women Living Under Muslim Laws (WLUML)USA
Women ReignSouth Africa
Women’s International League for Peace and Freedom Germany (WILPF Germany)Germany

Mor, Yeşil, Kamucu Dönüşüm Çağrımız;

İklim Adaleti İçin Mor, Yeşil, Kamucu  Dönüşüm Çağrısı

COP 31’e sesleniyoruz!

Bizler; kadınlar, feministler, lgbti+lar, ekoloji hareketleri, yerel topluluklar, sendikalar, köylüler, çiftçiler, gençler, bilim insanları, hak savunucuları ve yaşamı savunan herkes, uzun yıllardır direnerek, dayanışma ağları kurarak ve sözümüzü çoğaltarak kapitalist sistemin yeni sömürgecilik mekanizmalarının, sınırsız üretim ve büyüme hırsının, savaşların ve militarizmin kadınlara ve ekolojik yaşama yönelttiği yıkıma karşı mücadele ediyoruz.

Sorumlusu olmadığımız krizlerin bedelini ödemeye zorlanıyoruz. İklim krizi; patriyarkanın, kapitalizmin, sömürgeciliğin, ırkçılığın, türcülüğün ve militarizmin derinleştirdiği ekonomik, toplumsal, siyasal ve ekolojik krizlerle iç içe büyüyor. Krizi yaratanlar servetlerini ve güçlerini artırırken kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelliler, işçiler, lgbtiq+lar, göçmenler, yoksullar ve yerel topluluklar yaşamlarını koruyabilmek için her gün daha ağır yükler taşıyor.

Ekolojik yıkım derinleştikçe baskı, yoksulluk ve şiddet artıyor; bakım emeği büyüyor, kadınlar güvencesiz ve ucuz işgücüne dönüştürülüyor. Hayatta kalma mücadelesi, eşitlik ve özgürlük mücadelemizin önüne bir engel olarak dikiliyor. Hayatlarımızın sürekli ertelenmesini kabul etmiyoruz. Yaşamı ve birbirimizi savunmaktan vazgeçmiyoruz.

COP30’da kabul edilen Belém Toplumsal Cinsiyet Eylem Planı’nın açtığı alanın somut politikalara, kaynaklara ve karar gücüne dönüşmesini istiyoruz. Taleplerimiz uluslararası metinlere yazılıp orada bırakılamaz. COP31, toplumsal cinsiyet eşitliğini iklim yönetişiminin temel ilkesi hâline getirmelidir.

Bizler bilgi, örgütlenme, bakım ve dayanışma deneyimlerimizle politik çözümler üreten özneleriz. “Dayanıklılığımızın” övülmesinden önce, neden sürekli krizlerin yükünü taşımak zorunda bırakıldığımızın hesabı verilmelidir. Yaşamı ayakta tutan bilgimiz ve emeğimiz, kararların dışında bırakılamaz. Kendi sözümüzü kendimiz söylüyor; iklim politikalarında eşit söz, karar ve belirleme gücü talep ediyoruz.

Ortak İlkelerimiz

Morun eşitlik, özgürlük ve feminist mücadele birikimini; yeşilin ekolojik yaşam ve doğayla uyum talebini; kamuculuğun haklara dayalı, ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli kamu hizmetleri anlayışını bir araya getiriyoruz.

Bu dönüşümün temelinde:

Feminist iklim adaleti ve kesişimsellik,

Yaşamın yeniden üretimi, bakım adaleti ve ekolojik bütünlük,

Toplumsal cinsiyet eşitliği, özgürlük ve şiddetsiz yaşam,

Adil, demokratik, katılımcı ve hesap verebilir iklim yönetişimi,

Krizin yüklerinin, kaynaklarının ve karar gücünün adil paylaşımı,

Barışın, insan haklarının, hayvan haklarının ve müştereklerin korunması,

Kadınların yerel, gündelik, geleneksel ve deneyimsel bilgisinin tanınması,

Sömürgecilik karşıtlığıı, kuşaklar arası ve türler arası adalet vardır.

Yaşamı Kuşatan Kriz ve Eşitsizlikler

Kadınların ve doğanın sınırsızca kullanılabilecek, ücretsiz ve tüketilebilir kaynaklar sayılması patriyarkanın ve kapitalist düzenin temelidir. Bedenlerimiz ve emeğimiz üzerindeki tahakküm ile toprağın, suyun, ormanların ve diğer canlıların yağmalanması aynı sömürü ve mülkiyet ilişkilerinden beslenir. İklim krizi eriyen buzullarda, kuruyan topraklarda ve taşan sularda olduğu kadar; derinleşen yoksullukta, büyüyen bakım yükünde ve elimizden alınan karar gücünde de yaşanır.

Bu yıkımın yükü eşit dağılmaz. Toplumsal cinsiyet; sınıf, yaş, engellilik, etnik köken, göçmenlik ve yurttaşlık durumu, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve yaşanılan yerle kesişir. Tek tip “kadın” ya da “kırılgan grup” tanımları farklı deneyimleri örter, çoklu ayrımcılığı görünmez kılar. Krize en az katkıda bulunanların en ağır kayıpları yaşaması, iklim adaletsizliğinin açık göstergesidir.

Suya, gıdaya, sağlığa ve kamusal hizmetlere erişim zorlaştığında açığı yine kadınların ücretsiz emeği kapatır. Afetlerde, göçte, kuraklıkta ve hizmet kesintilerinde yaşamı sürdürme sorumluluğu kadınların omuzlarına bırakılır. Bakım emeği iklim direncinin görünmeyen altyapısıdır. Toplumu ayakta tutan bakım emeği görünmez sayılırken kadınların ekonomik bağımsızlığı ve özgürlüğü daralır. Bu yük kız çocuklarına devredildiğinde eğitimden kopma, çocuk işçiliği, erken yaşta evlilik, şiddet ve sömürü riski büyür. Genç kadınların ve kız çocuklarının fiziksel, ruhsal ve sosyal sağlığı üzerindeki etkiler ise yeterince araştırılmaz. Krizlerin bedeli, kadınların ve kız çocuklarının zamanı, emeği ve geleceğiyle karşılanamaz.

Karar masalarında bulunmak, karar gücüne sahip olmak anlamına gelmez. Kadınların ve lgbti+’ların görüşleri alınırken gündemi, bütçeyi ve uygulamayı başkaları belirliyorsa eşit katılımdan söz edilemez. Kotalar ve sayısal temsil bir başlangıçtır; sözümüzün ve irademizin sınırı olamaz.

Bütçeler de bu güç ilişkilerini taşır: Kadınların ve yerel toplulukların ihtiyaçları karşılanmazken kaynaklar şirketlere, fosil yakıtlara ve eşitsizliği büyüten yapılara aktarılır. Yaşamı savunan feministler, kadın insan hakları savunucuları ve ekoloji aktivistleri ise tehdit, şiddet, itibarsızlaştırma, kriminalizasyon ve yargısal tacizle susturulmaya çalışılır.

İklim kaynaklı göç ve yerinden edilme, mevcut eşitsizlikleri ağırlaştırır. Mülkiyete, gelire ve hareket imkânlarına eşit erişemeyen kadınlar, kız çocukları ve lgbti+’lar güvenliğe ulaşmakta daha fazla engelle karşılaşır. Şiddet, sömürü ve insan ticareti riski artarken yıkımdan sonra yaşamı yeniden kurma yükü yine kadınlara bırakılır. Lgbti+’ların barınma, istihdam, sağlık, sosyal hizmetler ve afet yardımlarında karşılaştığı ayrımcılık ve nefret politikaları bu güvensizliği derinleştirir,  bilgi ve dayanışma üreten özneler olarak tanınmamaları, veri eksikliğiyle birlikte görünmezliklerini pekiştirir.

Afetlerde toplumsal cinsiyet eşitliği, kadınlara hijyen paketi dağıtılarak sağlanamaz. Asıl sorular afet olmadan önce sorulmalıdır: Riskleri kim üretiyor? Planları kim hazırlıyor? Hangi bilgi dikkate alınıyor? Kaynakları kim yönetiyor? Kadın örgütleri kararlarda nerede? Bakım altyapısı neden hesaba katılmıyor? Bu sorular yanıtsız kaldığında afet yönetimi, eşitsizlikleri yeniden üretir.

Tarlada üretimi sürdüren kadınların toprağa, üretim araçlarına, finansmana ve kararlara erişimi sınırlıdır. Emekleri kayıt dışı ve görünmez bırakılırken şirketleşme, borçlandırma, tarımsızlaşma ve endüstriyel tarım küçük üreticileri ve ekosistemleri güçsüzleştirir. Kadınların toprak, su, tohum, gıda, sağlık ve üretime ilişkin kuşaklar boyunca yaşattıkları bilgi de değersizleştirilir ya da metalaştırılır. Oysa bu bilgi, kadınların bugünkü deneyimleriyle gelişen, yaşamı koruyan ve yeniden üreten canlı bir birikimdir. Doğanın hükümdarı değil, diğer canlılarla birlikte onun bir parçası olduğumuzu hatırlatan bu bilgi, geleceğimizi kurmanın kaynaklarından biridir.

Fosil yakıtlardan çıkış, kadınların, işçilerin ve yerel toplulukların yaşamlarını gözetmeden planlandığında dönüşümün yükü yine aynı kesimlere bırakılır. “Yeşil” denilen işlere kimin erişebildiği, ücretlerin ve çalışma koşullarının nasıl olduğu, bakım hizmetlerinin, sendikal hakların ve sosyal korumanın sağlanıp sağlanmadığı adaletin ölçüsüdür. Adil geçiş, emeğin ve yaşamın güvencesini de kurmalıdır.

Savaşlar ve militarizm yaşam alanlarını, tarım topraklarını, su kaynaklarını ve ekosistemleri yok ederken fosil yakıtları ve kamusal kaynakları tüketir. Patriyarkayla birlikte baskıyı, tahakkümü ve saldırgan erkekliği güçlendirir. Bütün cinsel kimlik ve yönelimlerden kadınlara fiziksel, cinsel ve ekonomik şiddet; bakım ve doğurganlık yükü dayatılır. Erken yaşta zorla evlilik, kadın ticareti, zorunlu göç ve sömürü artar. Barış, iklim adaletinin vazgeçilmez koşuludur.

İklim krizinde kaybedilenlerin tamamı parayla ölçülemez. Canlar, sağlık, evler ve geçim kaynaklarıyla birlikte kültürler, topluluk bağları, yaşam biçimleri, bilgi ve dayanışma ağları da yok olur. Bu kayıpları görünmez bırakan hiçbir politika adaleti sağlayamaz.

Bütün taleplerimizin ortak zemini, kadınların ve dışlanan toplumsal kesimlerin eşit söz, karar ve belirleme gücüdür. Kadınlar, genç kadınlar ve kız çocukları lgbti+’lar, engelliler, işçiler, yerel topluluklar ve hak örgütleri; iklim ve afet politikalarının hazırlanmasından bütçelendirilmesine, uygulanmasından izlenmesine ve değerlendirilmesine kadar bütün aşamalarda eşit, tam ve etkili katılım hakkına sahip olmalıdır. Bu hak, yeniden yerleşim, adil geçiş, barış, ekolojik onarım ve kayıp ve zarar süreçlerini de kapsamalıdır. Kota ve sayısal temsilin ötesinde, kendi sözümüzü kendimiz söylemeli, gündemi ve kararları birlikte belirlemeliyiz. Katılım; erişilebilirlik, bakım desteği, güvenlik, bilgiye erişim ve mali kaynaklarla güvence altına alınmalıdır.

Tüm politikalar kesişimsel bir yaklaşımla kurulmalıdır. Toplumsal cinsiyetin sınıf, yaş, engellilik, etnik köken, göçmenlik ve yurttaşlık durumu, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve yaşanılan yerle kesişen etkileri gözetilmeli; farklı deneyimler ve ihtiyaçlar görünür kılınmalıdır. En ağır ve çoklu ayrımcılığa maruz bırakılanların hakları ve ihtiyaçları öncelenmeli; eşitsizliği üreten ilişkiler dönüştürülmelidir.

Kamusal kaynaklar ve iklim finansmanı kadınlara, kız çocuklarına, lgbtiq+’lara, yoksullara ve krizlerden en ağır etkilenen, desteğe ihtiyaç duyan topluluklara doğrudan, adil ve erişilebilir biçimde aktarılmalıdır. Kadın örgütleri ve yerel hak örgütleri bürokratik engeller olmadan yeterli ve sürdürülebilir finansmana erişebilmelidir. Kaynak tahsisinde bakım, sosyal koruma, kadınların ekonomik özgürlüğü, yerel üretim ve afetlere hazırlık öncelenmeli; kadın çiftçiler, kooperatifler, küçük üreticiler ve yerel mücadeleler desteklenmelidir.

Bu katılım, kesişimsellik ve kaynak adaleti ilkeleri, aşağıdaki bütün taleplerin ayrılmaz parçasıdır.

Bu ortak ilkeler ve deneyimler doğrultusunda, yaşamı kuşatan eşitsizlikleri dönüştürmek için 13 alandaki taleplerimizi ortaya koyuyoruz. İklim adaleti için Mor, Yeşil, Kamucu Dönüşüm çağrımızı büyütüyoruz.

Nasıl bir Mor Yeşil Kamucu Dönüşüm?

  1. Patriyarka ile Ekolojik Yıkım Arasındaki Bağ
  • İklim politikaları toplumsal cinsiyet eşitliğini ve iklim adaletini kurmayı hedeflemelidir.
  • Sınırsız büyüme ve sermaye birikimi yerine yaşam, doğanın döngüselliği ve ekolojik bütünlük merkeze alınmalıdır.
  • Patriyarka ile ekolojik yıkım arasındaki ilişki eğitim, medya ve kamu politikaları yoluyla görünür kılınmalıdır.
  • İklim krizini yalnızca teknolojiyle çözülebilecek bir sorun olarak gören yaklaşımlar yerine dönüştürücü, toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan mor, yeşil, kamucu politikalar benimsenmelidir.
  1. Bakım Ekonomisi, Ücretsiz Bakım Emeği ve İklim Krizi
  • Ücretsiz bakım emeği görünür, tanınır ve ekonomik değeri olan bir emek olarak kabul edilmelidir.
  • Bakım kadınlara yüklenen bir görev olmaktan çıkarılmalı; kamusal ve toplumsal bir sorumluluk olarak eşit paylaşılmalıdır.
  • Ücretsiz, erişilebilir, nitelikli ve iklim krizine dayanıklı kreş, yaşlı ve engelli bakım hizmetleri veren aktif yaşam merkezleri kurulmalıdır.
  • Bakım altyapısına kamu bütçelerinden yeterli ve sürekli kaynak ayrılmalıdır.
  • Ev içi emeğin eşit paylaşımını sağlayacak çalışma, sosyal güvenlik ve kamu politikaları benimsenmelidir.
  • İklim ve afet politikalarının bakım yükünü nasıl ve ne ölçüde artırdığı düzenli olarak ölçülmelidir.
  • Krizlerin kadınların görünmeyen emeğiyle telafi edilmesine son verilmelidir.
  • Bakım etiği insanlar arasındaki ilişkilerin yanı sıra doğa ve diğer canlılarla ilişkimizin de temel ilkesi olmalıdır.
  1. İklim Finansmanında Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme ve Kaynak Tahsisi
  • Bütün kamu bütçelerinde ve iklim finansmanında toplumsal cinsiyet etki analizi yapılmalıdır.
  • Bütçeler ve finansman sonuçları şeffaf, izlenebilir, hesap verebilir ve bağımsız denetime açık olmalıdır.
  • Finansman sağlayan kurumlar ve şirketler toplumsal cinsiyet ve ekoloji üzerindeki etkilerinden sorumlu tutulmalıdır.
  • Yalnızca ‘yeşil’ görünen değil, mor-yeşil, kamucu, adil ve yaşamı onaran bir finansman anlayışı benimsenmelidir.
  • Evrensel temel gelir ve evrensel temel hizmetler gibi yoksulluğu önleyen politikalar toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde düzenlenmelidir.
  1. Kadın İnsan Hakları Savunucularının ve Ekoloji Aktivistlerinin Korunması
  • Savunucuların ve aktivistlerin yaşam hakkı ile ifade, örgütlenme, barışçıl gösteri ve katılım özgürlükleri güvence altına alınmalıdır.
  • Şiddeti ve ihlalleri izleyen, önleyen ve etkili yaptırım uygulayan bağımsız mekanizmalar kurulmalıdır.
  • Ücretsiz ve erişilebilir hukuki, ekonomik, psikososyal ve güvenlik desteği sağlanmalıdır.
  • Ulusal ve uluslararası dayanışma ağları güçlendirilmelidir.
  • Devletler ve şirketler ihlallerden sorumlu tutulmalı, cezasızlık sona ermelidir.
  1. İklim Kaynaklı Göç, Yerinden Edilme ve Yeniden Yerleşim
  • Mülkiyet, barınma, güvenlik, sağlık, eğitim, istihdam ve sosyal hizmetlere erişim güvence altına alınmalıdır.
  • Yerinden edilme öncesindeki yaşam, geçim, emek, kültür ve topluluk bağları korunmalıdır.
  • Gıda, su, hijyen, cinsel sağlık ve üreme sağlığı, güvenli barınma ve bakım hizmetleri kamusal güvence altına alınmalıdır.
  • Zarar ve kayıpları karşılayacak hak temelli ve kamu kaynaklı mekanizmalar oluşturulmalıdır.
  1. Tarım, Gıda Egemenliği ve Kadın Çiftçilerin Güçlendirilmesi
  • Kadınların toprak ve üretim araçları üzerindeki mülkiyet ve kullanım hakları güçlendirilmelidir.
  • Kadınların tarımsal emeği tanınmalı, kayıt altına alınmalı ve çiftçi kadınlar sosyal güvenceye kavuşmalıdır.
  • Endüstriyel tarım ve hayvancılığın yıkıcı biçimde desteklenmesine son verilmeli; ekosistemi onaran, agroekolojik ve bitki temelli sistemlere adil geçiş benimsenmelidir.
  • Ata ve yerel tohumlar ve biyolojik çeşitliliğin korunması esas alınmalıdır.
  • Suyun ticarileştirilmesine karşı su hakkı güvence altına alınmalıdır.
  • Tarım politikaları şirket çıkarlarını değil üreticilerin, kadınların ve toplumun gıda egemenliğini esas almalıdır.
  • Kadınların tarımsal üretime katılımı yine ücretsiz emek alanına dönüşmemelidir.
  1. Adil Geçiş Sürecinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
  • Adil geçiş yalnızca teknik bir enerji değişimi değil, toplumsal ve ekonomik bir dönüşüm olarak planlanmalıdır.
  • Kadınların yeşil istihdama, eğitime, teknolojiye ve mesleki dönüşüm olanaklarına erişimi güvence altına alınmalıdır.
  • İnsana yaraşır, güvenceli, eşit ücretli, sendikalı, şiddet ve tacizden uzak işler istiyoruz.
  • Kreş, bakım hizmetleri, ebeveynlik hakları ve sosyal koruma geçiş planlarının ayrılmaz parçası olmalıdır.
  • Dönüşüm bölgesel ve yerel ihtiyaçlar ile ekolojik sınırlar gözetilerek planlanmalıdır.
  • ‘Yeşil dönüşüm’ ve ‘sürdürülebilirlik’ adı altında mevcut sermaye, sömürü ve mülkiyet ilişkilerinin yeniden üretilmesini istemiyoruz. Doğayı ve emeği metalaştıran, serveti ve karar gücünü belirli ellerde toplayan hiçbir dönüşüm adil ve sürdürülebilir değildir.
  1. Afet Risk Azaltma ve Afet Yönetişimi
  • Afet risklerini üreten yapılaşma, arazi kullanımı ve kamu politikalarını dönüştüren feminist afet yönetişimi istiyoruz.
  • Aile reisi ve hane temelli yardımlar yerine bireyin hak ve ihtiyaçlarını esas alan sistemler istiyoruz.
  • Su, hijyen ve regl ürünleri, sağlık, cinsel sağlık ve üreme sağlığı, güvenli barınma, şiddetten korunma ve bakım hizmetleri temel afet hizmetleri olmalıdır.
  • Kapsayıcı, erişilebilir ve güvenli afet hizmetleri istiyoruz.
  1. Kadınların Yerel, Gündelik Yaşam ve Deneyim Bilgisi
  • Kadınların yerel, gündelik, geleneksel ve deneyimsel bilgisi meşru ve değerli bir bilgi kaynağı olarak tanınmalıdır.
  • Bu bilgilerin kadınların ve bulundukları yerellerin öncülüğünde belgelenmesi, arşivlenmesi ve kuşaklar arası aktarımı mümkün kılacak mekanizmaların yaratılmasını istiyoruz.
  • Yerel ve geleneksel bilginin güvenilir ve uygulanabilir olması, güncellenmesi ve kullanıma açılması için gerekli araştırmalar yapılmalı, bu araştırmalara kaynak aktarılmalıdır.
  • Bilgi taşıyan kadınlar araştırmacı, rehber ve eğitici olarak güçlendirilmelidir.
  • Yerel bilginin kurumlar ve şirketler tarafından sahiplenilmesine ve metalaştırılmasına karşı adil ve hakkaniyetli fayda paylaşımı yapılmalıdır.
  • Dışarıdan dayatılan pahalı çözümler yerine yerel bilgiyle birlikte geliştirilen erişilebilir teknolojiler desteklenmelidir
  1. İklim Krizi, Genç Kadınlar ve Kız Çocukları
  • Kız çocukları ve genç kadınlar bağımsız hak özneleri ve politika üreticileri olarak tanınmalıdır.
  • Afet, göç ve yoksulluk koşullarında da eğitim hakkı kesintisiz güvence altına alınmalıdır.
  • Bakım yükünün kız çocuklarına devredilmesine ve kuşaktan kuşağa aktarılmasına son verilmelidir.
  • Erken yaşta zorla evlilik, çocuk işçiliği ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti önleyen sosyal koruma politikaları hayata geçirilmelidir.
  • Cinsel sağlık ve üreme sağlığı dâhil bütün sağlık hizmetleri ücretsiz ve erişilebilir olmalıdır.
  • İklim krizinin genç kadınlar ve kız çocukları üzerindeki fiziksel, ruhsal ve sosyal etkileri araştırılmalı ve sonuçlar politikaya dönüşmelidir.
  1. LGBTİ+ Hakları ve İklim Krizi
  • Lgbti+ hakları iklim politikalarının bütün alanlarında yeralmalıdır.
  • Barınma, sağlık, gıda, istihdam, ekonomik haklar, sosyal koruma ve afet hizmetleri kapsayıcı ve güvenli olmalıdır.
  • Hizmet sunanlar lgbti hakları konusunda eğitim almalı ve ayrımcılıktan sorumlu tutulmalıdır.
  • Farklı aile, hane ve dayanışma biçimleri tanınmalıdır.
  • Transların, tüm lgbti+’ların mülkiyet, barınma ve kamusal hizmetlere erişimindeki engeller kaldırılmalıdır.
  • Lgbti +’lara ilişkin veri eksikliği hak temelli, güvenli ve rızaya dayalı yöntemlerle giderilmelidir.
  • Lgbti + hareketinin örgütlenme ve dayanışma deneyimi iklim hareketiyle buluşmalıdır.
  1. Militarizm, Savaşlar, Çatışmalar ve İklim Krizi
  • Silahlanmaya, savaşa ve militarizme karşı yaşamı, barışı, doğayı ve şiddetsizliği merkeze alan politikalar benimsenmelidir.
  • Savaş ekonomisinin yarattığı ekolojik yıkım ve ekokırım iklim politikalarının dışında bırakılmamalıdır.
  • Askerî harcamalar iklim, bakım, sağlık, sosyal koruma ve adil geçiş bütçeleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
  • Askerî faaliyet ve savaş kaynaklı sera gazı emisyonları eksiksiz hesaplanmalı ve devletlerin emisyon raporlarına dâhil edilmelidir.
  • Fosil yakıt, enerji, maden ve silah ekonomileri arasındaki bağlantılar açığa çıkarılmalıdır.
  • Ekokırım ulusal ve uluslararası hukukta suç olarak tanınmalı, sorumlular hesap vermelidir.
  • Çatışma önleme, barış ve çatışma sonrası ekolojik onarım süreçleri toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde yürütülmelidir.
  • Savaş ve çatışmalardan etkilenen kadınların, çocukların, lgbti+’ların ve yerinden edilenlerin hakları güvence altına alınmalıdır.
  1. Kayıp ve Zarar Mekanizmalarında Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
  • Kayıp ve zarar mekanizmaları sömürgecilik karşıtlığı ve kuşaklar arası adalet temelinde kurulmalıdır.
  • Ekonomik kayıpların yanı sıra kültürel, toplumsal, ekolojik ve sağlıkla ilgili kayıplar tanınmalıdır.
  • İklim krizine tarihsel olarak daha fazla katkıda bulunan devletler ve şirketler sorumluluk üstlenmelidir.
  • Tazmin ve onarım süreçlerinde toplumsal cinsiyete duyarlı ve dönüştürücü bütçeleme yapılmalıdır.
  • İklim krizinden ve halkların yoksullaşmasından kâr eden çok uluslu şirketler vergilendirilmeli; elde edilen kaynak adil geçiş ve sosyal adalet için kullanılmalıdır.
  • Bugünkü eşitsizliklerin sömürgecilik ve yeni sömürgecilikle bağını tanıyan, dekolonizasyonu temel alan iklim politikaları oluşturulmalıdır.


Son Söz: Krize Uyum Değil, Mor, Yeşil, Kamucu Dönüşüm

Bizler iklim krizinin mağdurları olarak tanımlanmayı değil, iklim adaletini kuran eşit ve özgür özneler olarak tanınmayı talep ediyoruz. Sözümüzün dinlenmesini değil, kararlarımızın belirleyici olmasını; krizlere uyum sağlamaya zorlanmayı değil, krizleri üreten düzenin değişmesini istiyoruz. Mor, Yeşil, Kamucu Dönüşüm istiyoruz.

 

WEB SİTESİ TASARIM, UYGULAMA, BAKIM VE DESTEK HİZMET ALIMI İÇİN ÇAĞRI 

Türkiye’de Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Gelişmesi İçin Sivil Toplum Kuruluşlarının ve Çok Paydaşlı Ortaklıkların Güçlenmesi adlı UN Women tarafından desteklenen ve Avrupa Birliği’nin finansal desteğiyle yürütülen proje için Web Sitesi Tasarım, Uygulama, Bakım ve Destek Hizmet Alımı yapılacaktır.  

Proje; Türkiye’de kadın örgütlerinin toplumsal cinsiyete duyarlı iklim politikaları ve afet risk azaltımı süreçlerine etkin katılımını güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Proje kapsamında kadın sivil toplum örgütlerinin (STÖ) politika analizi, izleme ve savunuculuk kapasitelerinin geliştirilmesi; feminist iklim adaleti alanında sürdürülebilir ağların kurulması; yerel düzeyde toplumsal cinsiyete duyarlı iklim ve afet politikalarının geliştirilmesine katkı sunulması hedeflenmektedir. 

Son başvuru tarihi: 19 Ekim 2026 

Değerlendirme tarihi: 20 Ekim 2026 

Ayrıntılı İş Tanımı için…

 

TOPLUMSAL CİNSİYET VE AFETLER UZMANI HİZMET ALIMI İÇİN ÇAĞRI

Türkiye’de Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Gelişmesi İçin Sivil Toplum Kuruluşlarının ve Çok Paydaşlı Ortaklıkların Güçlenmesi adlı UN Women tarafından desteklenen ve Avrupa Birliği’nin finanasal desteğiyle yürütülen proje için Toplumsal Cinsiyet ve Afetler  Uzmanı Hizmet Alımı yapılacaktır. 

Proje; Türkiye’de kadın örgütlerinin toplumsal cinsiyete duyarlı iklim politikaları ve afet risk azaltımı süreçlerine etkin katılımını güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Proje kapsamında kadın sivil toplum örgütlerinin (STÖ) politika analizi, izleme ve savunuculuk kapasitelerinin geliştirilmesi; feminist iklim adaleti alanında sürdürülebilir ağların kurulması; yerel düzeyde toplumsal cinsiyete duyarlı iklim ve afet politikalarının geliştirilmesine katkı sunulması hedeflenmektedir. 

Son başvuru tarihi: 31 Temmuz 2026

Ayrıntılı iş tanımı için…

 İZLEME VE DEĞERLENDİRME UZMANI HİZMET ALIMI İÇİN ÇAĞRI

Türkiye’de Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Gelişmesi İçin Sivil Toplum Kuruluşlarının ve Çok Paydaşlı Ortaklıkların Güçlenmesi adlı UN Women tarafından desteklenen ve Avrupa Birliği’nin finanasal desteğiyle yürütülen proje için  İzleme ve Değerlendirme Uzmanı Hizmet Alımı yapılacaktır. 

Son başvuru tarihi: 31 Temmuz 2026

Ayrıntılı iş tanımı için…

 

SEYAHAT, KONAKLAMA, TRANSFER ve ORGANİZAYON HİZMET ALIMI TEKLİF ÇAĞRISI

Türkiye’de Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Gelişmesi İçin Sivil Toplum Kuruluşlarının ve Çok Paydaşlı Ortaklıkların Güçlenmesi adlı UN Women tarafından desteklenen ve Avrupa Birliği’nin finanasal desteğiyle yürütülen proje için Seyahat, Konaklama, Transfer ve Toplantı Organizasyonu Hizmet Alımı yapılacaktır. 

Ayrıntılı bilgi için…

TASARIM HİZMETİ ALIMI TEKLİF ÇAĞRISI

Grafik Tasarım, Kurumsal Kimlik Uyarlaması ve Görünürlük Materyalleri Hazırlanması için Hizmet Alımı yapılacaktır… 

Türkiye’de Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Gelişmesi İçin Sivil Toplum Kuruluşlarının ve Çok Paydaşlı Ortaklıkların Güçlenmesi adlı UN Women tarafından desteklenen ve Avrupa Birliği’nin finanasal desteğiyle yürütülen proje için Grafik Tasarım, Kurumsal Kimlik Uyarlaması ve Görünürlük Materyalleri Hazırlanması için Tasarım Hizmeti alınacaktır.

Ayrıntılı bilgi için…

 

İklim Krizi, Afetler ve Toplumsal Cinsiyet kitapçığımıza
https://denizyildizikadin.org/wp-content/uploads/2025/02/Iklim-Krizi-AE.pdf
linkinden ulaşabilirsiniz.

Öykümüz…

Deniz Yıldızı Kadın Dayanışma Derneği, uzun yıllar pek çok kurum ve girişim içinde birlikte çalışmış, birbirini tanıyan yeşil feminist kadınlar tarafından kuruldu. Ekolojiyle feminizmin ortak paydasında çalışmalarıyla kadın hareketinden başlayarak ekolojik mücadeleyi ana akımlaştırmayı amaçlıyor. Adını Deniz Yıldızı öyküsünden aldı. Öyküyü hepiniz bilirsiniz. Yine de biz öznesini değiştirerek anlatalım.

” Bir gün bir sahil kasabasında sabah yürüyüşüne çıkan gençler, yaşlı bir kadının – öyküde yaşlı bir adam diye geçer 🙂 – dalgaların sahile fırlattığı deniz yıldızlarını yeniden denize attığını görürler. Merakla yanına gelip “Teyze ne yapıyorsun?” diye sorarlar. “Deniz Yıldızlarını denize atıyorum. Yoksa güneşte kuruyup ölecekler” diye cevap verir. “İyi de o kadar çoklar ki, hepsini denize atamayacaksın” der gençler. Kadın “Evet ama bak onun için fark etti “ der bir deniz yıldızını daha denize bırakırken…”

Kuşkusuz bu öyküdeki gibi kurtarıcılık iddiasında değiliz. Ama ulaşabildiğimiz her kadında, doğanın her parçasında ufacıkta olsa bir şeylere dokunabilirsek ne ala…


9 Aralık’ta Mersin’de kadın örgütleriyle Akkuyu Nükleer Santrali nin kadınlar için ne ifade ettiği üzerine konuştuk. Dr. Pınar Demircan ve Sabahat Aslan’ın sunumlarının ardından bir de forum yapıldı. Afad’ın yağmur, fırtına, sel uyarılarına rağmen iyi bir katılm ve çok verimli bir etkinlik oldu. Hem kadın hem de anti nükleer hareket için çok yararlı bir çalışmaydı. Arkası gelecek.

408937064_670851265248680_3247610538409594334_n
408187333_670851505248656_4738652163175958090_n
408179265_670851401915333_4654214030835251099_n

İstanbul olmadan MorYeşil Buluşmalar eksik kalırdı tabii. Beraberce Derneği’nde bu yılın son İklim Krizi, Afetler ve Toplumsal Cinsiyet atölyesini gerçekleştirdik.


Sığınaklar kurultayındadık.  Bu yıl İzmir’de, İzmir Kadın Dayanışma Derneği’nin ev sahipliğinde düzenlendi.  Verimli ve dolu dolu bir kurultay oldu. Bu yıl da şiddetle mücadele için deneyim aktarımları, politikalar, kadın hareketinin gündemi  üzerine çeşitli atölyelerde tartıştık.

Diyarbakır bu yılın 6. durağıydı. Rosa Kadın Derneği’nden sevgili kadınlarla çok keyifli bir “İklim krizi, Afetler ve Toplumsal Cinsiyet” söyleşisi yaptık.  Bize yerini açan, zamanını veren tüm Rosa’lı kadınlara çok teşekkür ederiz. Sevgi ve dayanışmayla.

e2e8e783-ac5d-402d-ac97-b454a448026f
e0840bfa-0da7-4b1c-a3f5-85c093eb382a

İklim Krizi, Afetler ve Toplumsal Cinsiyet atölyelerimizin 4. durağı Mardin’di. Mardin Şahmaran Kadın Platformu ile yaptığımız çalışma bizim için de çok öğretici geçti.  Sevgili Şahmaranlı kadınlara çok teşekkür ederiz.

1779d8b0-2a3e-43cd-ac74-dc4cdce40742
ca20b01b-0208-4223-80c6-d36c7767b16c
f4460921-1a3e-4c86-b456-b11dc1de8064
5d46b59f-51ad-4d6f-bfa9-957417853052
e0063668-8b7a-42bf-adef-51ecad8b93ab
6902e506-e834-46b4-b224-97827d151d4c

“Deniz Yıldızı üye ve gönüllüleri olarak 27- 30 Ağustos tarihleri arasında Sincap Kamp’ta buluştuk. Pandemiyle birlikte hepimiz bir yerlere dağılmıştık. Zoom dışında bir araya gelmek, yeniden sarılmak hepimize çok iyi geldi. İlk gün kadın hareketinin sorunları ve Deniz Yıldızı’nın gelecek yolculuğu üzerine konuştuk. İkinci gün ise stratejik planımızı revize ettik.  Yeni kararlar aldık. Enerjimizi depoladık.  Son gece Nil Mutluer bizimle “kaynak geliştirme” üzerine atölye yaptı. Dolu dolu geçen bu sürece üstelik mavi ay da eşlik etti.

“Proje döngüsü” eğitimi aldık. Kendimizi ve kurumsal kapasitemizi güçlendiriyoruz.

676a7393-480a-4764-a78a-e7585fd73796
2f897b85-cb83-4fcb-bc18-83e4f7507028

Teknosa’dan “Kadın için Teknoloji” eğitimi aldık. Habitat Derneği’nden Abide ve Berfin, bize digital dünyada hızlı ve güvenli yolculuğun kapılarını açtılar. Çok teşekkürler. Hem bilgilendik, hem de eğlendik.

Teknosa    Habitat UN Women Türkiye

26. Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Ara Kurultayında  bileşeni kadın örgütleriyle  Muğla’da buluştuk.
Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadına yönelik şiddete karşı bir arada olmaya ve dayanışmaya devam ediyoruz! Yaşasın kadın dayanışması! ✌️💜
#sığınaksızbirdünya #kadındayanışması

“iklim krizi, Afetler ve Toplumsal Cinsiyet” konulu ikinci Mor Yeşil Buluşmamızı 27-28 Nisan tarihlerinde Rize Fındıklı’da Meci Emek Evi Kadın Girişim Üretim ve İşletme Kooperatifi ve Meci Tarımsal Kalkınma Kooperatifinden kadınlarla gerçekleştirdik. Kooperatifçilik ve toplumsal cinsiyet konuları öne çıktı. Çok güzel ve keyifli geçti. Gitmişken Gola ve Felamur Derneğinden kadınlarla da buluştuk, tanıştık. Hep birlikte ortak çalışmalar yapmak üzere birbirimize söz verdik.

17bf9070-ebc6-45a6-8b77-9f045aa1a7b8
7fa2420b-a891-448d-b997-792d81977530
3bd59ceb-640a-46f9-a1f3-4820fdba7673
4188dc48-91e0-4eb9-b46b-ffe069b159ca
92f0f5d5-fea5-486b-9bfd-c5981a64feb6

Mor Yeşil buluşmaların “İklim krizi, Afetler ve Toplumsal Cinsiyet” konulu ilk buluşması Bursa’da Koza Kadın Derneği ile gerçekleştirildi. Çok verimli, keyifli, katılımcı bir etkinlik oldu. Teşekkürler Koza Kadın Bursa

26f6a75e-3eab-4081-8965-eb8811d8f07d
82bab216-3d68-4888-bcec-1bb228172c17
337124724_885429289352362_3696246986992215652_n
4803c535-c7a3-4dfb-957a-12ed9aa5a976
b5d34294-b727-4ecd-932b-167fc6460bd5

Bize Ulaşın

Adres: Osmanağa Mah. Pazar Yolu Sok. Uğur İşhanı. No: 4/14 Kadıköy İstanbul
Tel: +90 536 568 03 08

Facebook: @denizyildizikadin

Twitter: @denizyildizikdn

Instagram: @denizyildizikadin

Bağışlarınızla Destek İçin

Deniz Yıldızı Kadın Dayanışma Derneği

Türkiye İş Bankası
Kadıköy Şubesi
TR73 0006 4000 0011 0254 3728 53